Gıdanız ilacınız, ilacınız gıdanızdır. Fonksiyonel beslenme; farklı gıdaların tazeliğini ve özünü kaybetmemiş halde hem lezzetli, hem de bedene ve zihne azami fayda sağlayan tariflere dönüştürülmesi ile oluşturulan, her gün uygulanabilir, tüketilebilir ve sürdürülebilir bir beslenme sistemidir. Bu beslenme sistemi dünyada “Culinary Nutrition” ya da “Functional Medicine” olarak da tanımlanmakta ve sağlığı destekleyen en önemli prensiplerden biri olarak yoğun ilgi görmektedir. Fonksiyonel gıdalar; temel beslenmenin ötesinde vücut için faydaları olan, belirli hastalıkların önlenmesinde ve hastalığa yakalanma riskinin azaltılmasında rol oynayan yani sağlığa bir fayda sağlayan gıdalar olarak tanımlanmaktadır. Fonksiyonel gıdalar; ilaç, hap, kapsül, besin takviyesi vb gibi formlarda olmayıp normal meyveler ve sebzeler, tahıllar, içecekler, takviye edici gıdalar, zengileştirilmiş ve geliştirilmiş gıdalar gibi besinlerden oluşmaktadır Gıdaların, özel amaçlara yönelik olarak; vitamin, mineral, yağ asidi, antioksidanlar vs gibi yönlerden zenginleştirilmesi ve içeriğinin güçlendirilmesi fonksiyonel gıdaların temel yöntemidir. Probiyotikler, prebiyotikler, omega-3, vitaminler ve mineraller, beta-glukan, beta keratin, lökopen vb içerikler fonksiyonel gıdalarda kullanılan içeriklerden sadece bazılarıdır. Halk arasında ‘takviye edici gıdalar’ ve ‘fonksiyonel gıda’ kavramları sıkça karıştırılmaktadır. İkisi arasındaki temel fark, ‘fonksiyonel gıdaların’ klasik bilinen yiyeceklerden oluşması ve normal beslenmenin bir parçası olarak tüketilmesiyken; ‘takviye edici gıdaların’ ise klasik yiyecek formatından ziyade kapsül, toz, içecek vb formlarda tüketiciye sunulmasıdır. Fonksiyonel beslenme planında izlemesi gereken beş ana ilke:


1. Temel Besin Maddeleri Her Gün Alınmalıdır
Yemeğinizin bileşenleri bütün vücudun yapı taşlarını oluşturur. Günlük gıdalarda bulunan vitaminler, mineraller, esansiyel yağ asitleri, amino asitler, probiyotikler ve kompleks karbonhidratlar günlük beslenmede olmalıdır

2. Zararlı Gıdalardan Kaçının

Fabrikalarda üretilen hayvansal ürünler, GDO’lu bileşikler vehaşere/tarım ilaçları gibi zararlı kimyasallar, sindirim sisteminin zararlı bileşenlere maruz kalmasına neden olur. Bu nedenle içeriğinden ve güvenliğinden emin olmadığınız çöp gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmakta fayda vardır. Ancak yediğiniz şeyin ne olduğundan eminseniz o zaman rahatlıkla ağzınıza, belki atabilirsiniz.

3. Fonksiyonel Beslenme İçin Kaliteli Gıdalar

Fonksiyonel besinlerden bazıları;

– Enginar (silymarin)

– Portakal (hesperidin, tangeritin)

– Soğan, sarımsak (diallil disülfit)

– Domates (likopen)

– Havuç (betakaroten)

– Çay (kateşin)

– Kırmızı üzüm (resveratrol)

– Kırmızıbiber (kapsaisin)

– Üzümsü meyveler (antosiyanidin)

– Koyu yeşil yapraklı sebzeler (lutein, zeaksantin)

– Nar (ellagik asit)- Elma (phloretin)

– Brokoli (sulforapan)

– Lahana (indol)

– Karnabahar (izotiyosiyanat)

4. Bağırsak Sağlığı Önceliğimiz Olmalı

Hipokrat, sağlığın bağırsakta başladığını ve bittiğini, gıdaları işlemeye hazır olmayan bir sindirim sisteminde dünyanın en besleyici yemeğini yeseniz bile size hiçbir fayda sağlamayacağını söyler. Bağışıklık sisteminin yüzde sekseninden fazlası bağırsakta bulunur ve doğru şekilde çalışmazsa enfeksiyonlar, iltihaplanma, otoimmün hastalıklar ve hormonal dengesizlikler kaçınılmazdır. Flora (mikrobiota) dengesindeki bozulmaların hastalık oluşumunda önemli rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Zararlı flora elemanlarının çoğalmasındaki en önemli neden sindirilmeyen enerji verici gıdaların kalın bağırsağa ulaşmasıdır. Sorumsuzca her önümüze geleni yemek başlı başına temel sorundur.

5. Mikrobiyomunuzu Önemseyin

Sindirim sisteminde güçlü bir mikrobiota olmadan sindirimin sağlıklı olma olasılığı yoktur. İnsan bağırsağında vücudunuzu oluşturan tüm hücrelerin on katı kadar bakteri bulunur. Bu bakteriler topluca mikrobiota olarak adlandırılır. Bağırsak bakterileri bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışması, zihin sağlığı ve hafıza oluşumu gibi onlarca süreçte rol alır. Mikrobiotanın sağlıklı olması için gıda içeriğindeki probiyotiklerin fazlaca olması gerekir. Mikrobiota dengesinin bizim lehimize olması tamamen yediklerimizle ilişkilidir.

Not: Kaynak gıda takviyeleri ve beslenme derneği.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir